Maradona Türkiye’de Oynasaydı, Beşiktaş’ta Oynardı! / Aralık 2022
Bu ay bültendeki konum geçen ay vefatının 2. yılını andığımız MARADONA!
Diego Armanda Maradona beni çocukluğuma götürür. 1982 Dünya Kupasına… O zamanlar 10 yaşında iken futboldan Maradona sayesinde keyif almaya başlamıştım. İlk izlediğim maçı ise Arjantin’in 1982 Dünya Kupası açılış maçında Belçika ile oynamış olduğu maçtı. O maçta Maradona çok sert tekmelere maruz kalmış ve bir türlü istenileni verememişti. O gündür bugündür kendisine hep sempati duymuşumdur.
Maradona 30 Ekim 1960 tarihinde Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te dünyaya gelmiştir. Buenos Aires’in banliyölerinde bir gecekonduda büyümüştür. Maradona 8 yaşında mahalle takımında top oynamaya başlamıştır. 12 yaşında top ile cambazlık yaparak insanları eğlendirdiği söylenir. Kısa boylu ve çelimsiz yapısına rağmen rakiplerini ipe dizmesi ve top ile yaptığı hareketlerle insanları büyüleyen Maradona 16 yaşına kadar iki amatör kulüpte futbol oynamaya devam etmiştir.
1977 yılında profesyonel olacağı Asociacion Atletica Argentinos Juniors takımına transfer olmuştur. Bu kulüpte başarıdan başarıya koşarak (166 maç, 116 gol atarak) 1981 yılında taraftarı da olduğu Boca Juniors ile mukavele imzalamıştır. Boca Juniors’da gösterdiği performans ile taraftarın sevgilisi haline gelmiştir. Boca’daki ilk sezonunda 17 gol atan Maradona bir de lig kupasını kazanmıştır.
Arjantin’de süre gelen huzursuzluklardan da kaynaklı olarak Avrupa’da oynamayı kafasına koyan Maradona 01 Temmuz 1982’de 7,3 milyon €’ya Barcelona’ya transfer olmuştur. Kâğıt üzerinde mükemmel bir transferdir. Ancak Barcelona bu transferi yaparken Diego’yu yetenekleri ile değerlendirmiş, onun özgür ruhunu ne yazık ki ıskalamıştır. İspanyol kulübünün köklü kuralları, disiplini, oyun kültürü hiç de Diego’ya göre değildir. Goller atmış, maçlar kazandırmış ama bir türlü mutlu olamamıştır. Athletic Bilboa maçlarında yaşanan olaylar kulüp içinde tartışmalara yol açmış, önce teknik direktörü ile sonra da kulüp başkanı ile yaşadığı sorunlar krizi tırmandırmıştır. Barcelona’da iki yılın sonunda 47 maçta 33 gol atan Maradona ile yolların ayrılmasına karar verilmiştir.
Güney İtalya’nın en fakir şehirlerinden biri olan Napoli Maradona ile ilgilenmeye başlamıştır. Napoli başkanı başarısız geçen yılların ardından takımın ve şehrin havasını değiştirmek için Arjantin’li yıldızı transfer etmeyi kafasına koymuştur. Barcelona Maradona’dan zarar etmek istememektedir. Neticede 2 yıl önce maliyeti yüksek bir transfer gerçekleştirmiştir. Napoli kulübünün belki çok parası yoktur ama Maradona’ya göre ruhu vardır. Şehir Maradona ismini duyunca adeta yıkılmıştır. İlk başta Napoli kulübünün bu transferi yapmaya parası yetmemiştir. Kulübün Maradona için açmış olduğu hesapta iki haftada beklentilerin üzerinde birikim sağlanmıştır. Maradona dünyanın en pahalı futbolcusu unvanı ile (12 milyon €) İtalya’nın en yoksul şehirlerinden bir tanesi olan Napoli’ye halkın da parasının yardımı ile transferi gerçekleşmiştir. Napoli şehrinin kendisi için adeta seferber olması Maradona’yı kendinden geçirmiştir. Napoli, ilk sezon sonunda 8.’ci, ikinci sezon sonunda ise 3.’cü olmuştur.
Sonra o meşhur 1986 yazı gelmiştir. Maradona adete tek başına dünya kupasını Arjantin’e taşırken attığı her gol, yaptığı her hareket dünya futbol tarihine geçmiştir. 7 İngiliz futbolcuyu çalımlayıp, dünya futbol tarihinin belki de en güzel golünü atmıştır. Arjantin için bu galibiyet ve galibiyet şeklinin önemi çok büyüktür. Dünya kupası sonrası Napoli artık dünyanın en iyi ve en çok konuşulan oyuncusuna sahiptir.

Hemen ardından 1986-1987 sezonunda, Maradona önderliğinde Napoli tarihinin ilk şampiyonluğunu yaşarken şehrin mezarlığına şu pankart asılmıştır. “Neler kaçırdığınızı bilmiyorsunuz?” Bu yazıdan sadece bir gün sonra aynı yerde yazılan yazı ise daha da ilginçtir. “Kaçırdığımızı nereden biliyorsunuz?” 1988-1989 sezonunda ise Maradona’lı Napoli bu seferde tarihinin ilk Avrupa başarısını elde etmiş ve o günkü ismi ile UEFA kupasını müzesine götürmüştür. 1989-1990 sezonunda ise Napoli’nin ikinci kez şampiyon olması ile Maradona artık Napoli’de bir kahraman haline gelmiştir.
Maradona için bence hayatının kırılma anı gelip çatmıştır. 1990 Dünya Kupası İtalya’da yapılacaktır. Ne büyük tesadüftür ki, ev sahibi İtalya Napoli şehrinde oynanacak maçta Arjantin’i ağırlayacaktır. Yarı final maçının öncesinde Maradona Napoli halkına 364 gün İtalya’yı destekleyebilirsiniz ama yarı finalde beni ve Arjantin’i destekleyin.” deme gafletinde bulunmuştur . Bu açıklama tüm İtalya’yı karıştırırken, Napoli halkı Maradona’nın çağrısına kayıtsız kalmamıştır. O gün Napoli’deki tribünler ikiye ayrılmış stadın yarısı İtalya’yı yarısı ise Maradona’yı desteklemiştir. Arjantin o gün İtalya’yı mağlup edip adını finale yazdırmayı başarmıştır. Maç sonrası İtalya milli takım oyuncusu Maldini yaptığı açıklamada, “Bu maç Napoli’de oynanmasa idi, finale biz çıkardık.” diyerek Napoli halkını eleştirmiştir. Bence son derece haklıdır. Maradona sınırları zorlamıştır.
Tüm bu başarılarından sonra Maradona, 1990 yılından sonra ciddi bir düşüşe geçmiştir. Napoli taraftarının anormal sevgisine rağmen İtalya’dan ayrılmak zorunda kalmıştır.
Bir sonraki durağı Sevilla olmuştur. Sevilla’da ancak bir yıl futbol oynayabilmiş, 1993 yılında ise Newell’s Old Boys’a transfer olmuştur. 1995’te ise eski takımı Boca Juniors’a transfer olmuştur. Toplam kariyeri boyunca 588 maça çıkan ve 312 gol atan Maradona 30 Ekim 1997’de, 37 yaşını bitirdiği gün futbolu da bıraktığını açıklamıştır.
Maradona 25 Kasım 2020’de evinde geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybetmiştir. Her fırsatta kendisi ile karşılaştırılan Pele ezeli rakibi ve dostunun arkasından şu sözlerle ona veda etmiştir. “Ben mükemmel bir arkadaşımı, dünya bir efsaneyi kaybetti. Bir gün onunla birlikte gökyüzünde top oynayacağız.”
Beşiktaş felsefesinde önemli sloganlar vardır:
“Sevinmek için sevmedik seni.”
“Beşiktaş Hayattır, Hayatta Beşiktaş”.
Renklerimiz olan SİYAH-BEYAZ’da da yine hayatı bulmaktayız. Acı günleri SİYAH, gelecek aydınlık günleri ise BEYAZ ifade eder. Maradona’nın da hayatında günleri hep SİYAH ve BEYAZ şeklinde geçmiştir. Sanıyorum, herhalde tüm bunlardan dolayı olacak, vermiş olduğu bir röportajda Türkiye’de kendisini Beşiktaş’a daha yakın hissettiğini itiraf etmiştir. Tabii ki bir takım kötü alışkanlıklarının onu kötü bir insan haline getirmeyeceği gibi çevresine yaptığı yardımlar bilinmektedir. Aslında pişman olduğu bir çok hatasına rağmen ben Maradona’yı iyi, cesur ve adalet için savaşan bir insan olarak gördüm. Maradona hep zorlukları başarmak için uğraş vermiştir. Hiç bir zaman kolayı seçmemiştir. Beşiktaşlılığın önemli koşullarından biri olan, “iyi insan olmadan iyi Beşiktaşlı olunmaz” söylemini doğruladığını düşünüyorum.

Tabii Maradona Beşiktaş’a futbolcu olarak gelse idi ne olurdu, bu bilinemez ama yüce taraftarımız kesinlikle kendisini bağrına basardı. Maradona da taraftarı bağrına basar kartal hareketi ile tüm stadı her maçtan sonra selamlardı diye düşünüyorum. Sağlam üçlü çektirirdi. Desibel rekorları kırılırdı. Eminim hafta içi Beşiktaş Çarşı’da elini kolunu sallaya sallaya gezer, esnafla şakalaşırdı. Taraftar ile bol bol fotoğraf çektirirdi diye düşünüyorum. Derbiler herhalde bambaşka olurdu. Maradona Beşiktaş’ta oynamalı idi. Her büyük oyuncu için bunu söyleyemem ama Maradona için çok rahat söylüyorum.
Yazımın başında dediğim gibi Maradona da bir efsanedir ve hiç bir zaman unutulmayacaktır.
Saygılarımla,
Halit Selim Giray