Futbol İstatistikleri Işığında Futbolcu Değerlendirmeleri ve Kitap Severler için Öneriler / Nisan 2022

Futbol İstatistikleri Işığında Futbolcu Değerlendirmeleri ve Kitap Severler için Öneriler / Nisan 2022

Futbol İstatistikleri Işığında Futbolcu Değerlendirmeleri ve Kitap Severler için Öneriler

Merhabalar Beşiktaş Gelişim Grubu’nun saygıdeğer üyeleri,

Geride bıraktığımız mart ayı, Beşiktaş için maalesef biraz “dert ayı” niteliğinde geçti. Bilindiği üzere öncelikle mart ayının ilk maçında Kayserispor’a 1-2 yenilen futbol takımımız bu sezon son tutunduğumuz dal olan Türkiye Kupası’ndan da elendi. Sonrasında ise Başakşehir, Galatasaray ve Hatayspor’a karşı ligde oynadığı üç maçta toplam 7 puan kaybetti. Bu maçlarda özellikle Vida, Pjanic, Josef ve Larin gibi isimlerin eksiklikleri ile yerine oynayan diğer isimlerin onlar seviyesinde performans sergileyememesi göze çarpan önemli unsurlardandı. Bu nedenle bu bültende bir stoperi, bir merkez orta sahayı ve takımın en büyük sıkıntısı olan gol sorununa çözüm oluşturabilecek bir golcüyü sizlere sunmaya karar verdim. Fakat öncelikle elbette kaleden başlıyoruz; gözlerimizi çevireceğimiz isim ise bu kez yerli, genç ve hala gelecek vadeden bir kaleci: BERKE ÖZER.

Yaz transfer sezonuna yaklaştıkça Ersin ile ilgilenen takımların sayısı artmaya ve isimleri de basında sık sık yer bulmaya başlamışken, Beşiktaş’ın kalesine Ersin gibi genç, gelecek vadeden, yerli ve aynı zamanda tecrübeli bir isim düşünüldüğünde akla gelecek ilk isim Berke Özer’dir. Önümüzdeki sezon Spor Toto Süper Lig’de yabancı kuralının 7+3 olacağı düşünüldüğünde, yerli kalecisi/kalecileri olan takımların daha avantajlı olacakları aşikâr. Bu nedenle Beşiktaş’ın Ersin, Mert, Emre ve hatta Utku gibi yerli isimlerinden herhangi birinin, özellikle Ersin’in, takımdan olası bir ayrılığı durumunda Berke Özer’in transfer edilmeye çalışılması hiç de abesle iştigal bir durum olmayacaktır.

25 Mayıs 2000, İzmir doğumlu Berke 11 yaşındayken Bucaspor’un altyapısında futbola başlamış, 13 yaşında Altınordu altyapısına transfer olmuş ve 16 yaşına dek farklı yaş kategorilerinde Altınordu’nun formasını giymiştir. Temmuz 2016’da Altınordu ile profesyonel sözleşme imzalayan Berke ligde forma giydiği maçlar ve UEFA Gençlik Ligi gibi turnuvalar sayesinde uluslararası arenada da adından sıkça söz ettirmeye başlamış ve birçok Avrupalı kulübün radarına girmiştir. Buna rağmen 2 senelik profesyonel Altınordu macerasının ardından 2.5 milyon avroya Fenerbahçe’ye transfer olmuştur. Fakat Fenerbahçe’ye transferiyle birlikte Volkan Demirel’in arkasında forma beklemeye ve maç ritmini yitirmeye başlayan genç kaleci, transferinden 1 sene sonra Belçika Ligi ekibi Westerlo’ya 2 sezonluğuna kiralanmıştır. Westerlo’da 2 sezonda 46 maçta sahaya çıkan ve bu maçlarda kalesinde 49 gol görüp, 14 maçta da kalesini gole kapatan Berke, yakaladığı maç ritmiyle birlikte bu sezon başında yeniden Fenerbahçe’ye dönmüş ve sadece kaleci Altay Bayındır’ın sakat olduğu dönemde Fenerbahçe’de forma şansı bulabilmiştir. Bu sezon Fenerbahçe formasıyla ligde 14, Avrupa Ligi’nde 3 ve Türkiye Kupası’nda da 2 maçta forma giyen 1.91’lik dev kaleci bu maçlarda 20 gol yerken, 5 kez de kalesini gole kapatabilmiştir. Özellikle bu sezon Galatasaray deplasmanında sergilediği performansı akıllara kazınan Berke Özer, A Milli Takımın Makedonya ile oynadığı dostluk maçında ve Kosova ile oynadığı Dünya Kupası Eleme maçında kadroda kendine yer bulmuş fakat A Milli formayı henüz terletememiştir. Buna rağmen Milli Takımın U15, U16, U17, U18, U19 ve U21 gibi tüm alt yaş kategorilerinde forma şansı bulan genç kaleci, genç milli takımlarda toplamda 35 kez sahaya çıkmıştır. Fenebahçe’ye transferi ve Westerlo’ya kiralanması ile geride kalan 3 sezonda piyasa değeri 1.1 milyon avroya dek düşen fakat bu sezon az da olsa bulduğu forma şansıyla kendisini yeniden ispat eden ve piyasa değerini 3.5 milyon avroya kadar çıkaran Berke Özer’in sezon sonu sözleşmesinin biteceği ve bonservissiz olarak takıma transfer edilebileceği düşünüldüğünde, olası bir Ersin transferi sonrası, Beşiktaş kalesini yeniden genç ve güvenli ellere, en az maliyetle emanet edebilir.

İnceleyeceğimiz ikinci isim Vida’nın sözleşmesinin sezon sonu biteceği ve takımdan ayrılma ihtimali olduğu düşünülerek lider, hava toplarına hakim, zamanlaması ve ayağı iyi stoper ihtiyacına yanıt verebilecek tarzda bir isim olan NIKLAS STARK.

14 Nisan 1995 tarihinde bir Bavyera kasabası olan Neustadt an der Aisch’de dünyaya gelen Niklas Stark, çok küçük yaşlarda FSV Ipsheim 1948 ve TSV Neustadt/Aisch futbol akademilerinde futbol oynamaya başlamıştır. 2004 yazında Nürnberg akademisine transfer olmuş, tam 9 sene boyunca burada forma giymiş ve Ocak 2013’de ilk kez Nürnberg A takımı ile bir maçta sahaya çıkmıştır. Nürnberg’de toplam 11 sene forma giyen 27 yaşındaki futbolcunun oynadığı takıma saygısı, kulübe aidiyeti, yüksek karakteri ve adanmışlığı öne çıkan en önemli kişisel özelliklerindendir. Öyle ki Stark, Nürnberg Bundesliga 2’ye düştüğünde, Bundesliga ekiplerinden teklifler almasına rağmen, takımında kalmayı seçmiş; genç bir oyuncu olarak daha çok süre almayı ve oynayarak kendini geliştirmeyi tercih etmiştir. 1.90’lık dev stoper, ilk kulübüne sadık olmasına rağmen 2015 yazında 3 milyon avro bedelle Hertha Berlin gibi oyun tarzına daha uygun bir takımın yolunu tutmuş ve gerçekleştirdiği bu transferle oldukça doğru bir iş yaptığını geçtiğimiz 7 yılda fazlasıyla göstermiştir. Bu sezon Hertha’da forma şansı bulduğu 24 maçta 2056 dakika sahada kalan, 1 gol kaydeden ve sadece 3 sarı kart gören deneyimli stoper, toplamda ise Berlin ekibiyle 193 maça çıkıp 8 gol, 4 asist kaydetmiştir.

Alman stoperin bir futbolcu olarak birden fazla baskın ve dikkat çekici özelliği bulunmaktadır: Bunlardan ilki ön libero oynayabilme yeteneğidir ki; kariyerinde 164 kez stoper olarak sahaya çıkmışken, 92 kez de ön libero olarak görev almıştır. Bunlara ek olarak sağ ayaklı oyuncunun merkez orta saha, sağ bek ve sol bek oynama tecrübesi de bulunmaktadır. Diğer bir öne çıkan özelliği yaşıtlarına oranla kariyerinde oldukça fazla maç tecrübesi bulunmasıdır; toplamda 196 Bundesliga, 30 Bundesliga-2, 17 Almanya Kupası, 6 Avrupa Ligi maçına çıkan Niklas Stark, alt yaş kategorilerinde ise toplamda 59 kez forma şansı bulmuştur. Ülkesi Almanya’nın tüm alt yaş kategorilerinde formasını terleten Stark, bu maçlarda 8 gol, 1 asist kaydedip 8 kez sarı kart görmüştür. Alman Milli Takımı ile ise sadece 2019’da Kuzey İrlanda’ya karşı oynanan Avrupa Şampiyonası Eleme maçında ve 2020’de ülkemize karşı oynanan dostluk maçında sahaya çıkmış, toplamda sadece 30 dakika görev alabilmiştir. Alman futbolcunun bir savunmacı olarak en önemli özelliği ise mücadeleci ve sert bir oyun tarzına sahip olmasına rağmen, oldukça az kart görmesidir. Kariyerinde görev aldığı 249 maçta sadece 38 kez sarı, 1 kez de çift sarı karttan kırmızı kart yiyen oyuncunun direkt kırmızı kart gördüğü herhangi bir maç ise bulunmamaktadır. Ligdeki diğer rakiplerine oranla Beşiktaş’a kolay çalınan penaltılar ve kolay çıkarılan kırmızı kartlar düşünüldüğünde Niklas Stark gibi soğukkanlı, zamanlaması iyi, müdahaleleri yerinde, sert ve mücadeleci bir stoperin gerek Vidalı gerek Vidasız Beşiktaş tandeminde yer alması gerektiğini düşünmekteyim; ki sezon sonu sözleşmesinin bitiyor olması da diğer bir önemli avantaj.

Beşiktaş için bu sezon başında en çok konuşulan konu Josef, Atiba, Pjanic, Alex, Oğuzhan, Salih, Necip, Can Bozdoğan gibi isimlerle üstün bir orta saha rotasyonu oluşturulduğuydu. Fakat sezon başladıktan sonra yaşanan şanssızlıklar, sakatlıklar, Covid vakaları ile bu isimlerin bir var bir yok oluşu ve form tutamama sorunsalları nedeniyle bu konuşmalar birden tarih olup, yerini ağır eleştirilere bıraktı. Takım sezon sonuna doğru biraz toparlanma emareleri sergilese de orta sahada, özellikle Josef’in yokluğunda, hala ciddi eksikliklerin olduğu göze çarpmaktadır. Bu eksikliklere yönelik olarak ara transfer döneminde gerçekleştirilen ve gelecek sezon için takıma katılacak olan Gedson Fernandes transferi olumlu bir hamle oldu. Fakat ben sadece Gedson transferinin yeterli olmayacağını ve en az 1 tane daha üst seviye, orta sahada pas oyununa katılabilecek, kaliteli bir merkez orta saha oyuncusunun takıma katılması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle mercek tutacağım üçüncü isim Miguel Ângelo da Silva Rocha; yani nam-ı diğer XEKA!

Kasım 1994 Paredes doğumlu Portekizli oyuncu, futbola 2003 yılında Paços Ferreira altyapısında başlamış ve sırasıyla Gondomar, Valencia, Braga takımlarının altyapılarında forma giymiştir. Ardından 2014 yılında Portekiz 2. Lig ekiplerinden SC Covilha’ya transfer olan Xeka, 2 sene boyunca burada 41 maçta forma giydikten sonra Braga B takımına geri dönmüş ve yaz dönemi hazırlık kampında performansı ile beğenilerek Braga A takımına alınmıştır. 2016/2017 sezonunun ilk yarısında Braga ile 18 maçta forma giyen Xeka devre arası transfer döneminde 200 bin avro bedelle Lille’ye kiralanmış, Lille’de yarım sezonda 15 maçta forma giyip 1 gol, 2 asist üretmiş ve sezon sonunda 5 milyon avro bedelle Lille’nin yolunu tutmuştur. Lille ile geçirdiği ilk yaz hazırlık kampı sonrası bir sezonluğuna Dijon’a kiralanan 1.86 boyundaki oyuncu, Dijon’da oynadığı 17 maçta 2 gol, 3 asist üretmiş ve güçlü bir şekilde Lille’e geri dönmüştür. Haziran 2018’den beridir Lille forması giyen Portekizli 8 numara Burak Yılmazlı, Zeki Çelikli, Yusuf Yazıcılı Lille ile geçtiğimiz sezon 1 Fransa Ligi ve 1 Fransa Kupası Şampiyonluğu yaşamış, bu süreçte 142 maça çıkıp takımına 8 gol, 7 asistlik katkı vermiştir. Xeka aslında tipik bir merkez orta saha oyuncusunda olan özelliklere sahiptir. Güçlü, mücadeleci, koşan, pres ve top çalma oranı yüksek, ara pasları ve uzun pasları etkili, adam eksiltebilen Portekizli oyuncu bu özellikleri gereği ön libero, sol iç ve forvet arkası gibi orta sahanın farklı bölgelerinde forma giyebilmektedir. En önemli özelliği savunmadan sırtı dönük top alıp etkili uzun paslar veya ara paslar atarak takımını hücuma çıkarmasıdır. Profesyonel kariyerinde sadece Portekiz ve Fransa’da oynayan, son dönemde Avrupa Ligi ve Şampiyonlar Ligi deneyimleri de edinen ve nispeten geç yol kat eden Xeka toplamda 247 maçta forma giymiş, bu maçlarda 12 gol, 15 asist üretip 59 kez sarı kart görürken hiç kırmızı kart görmemiştir (Niklas Stark gibi). Sözleşmesi bu sezon sonu bitecek olan 9 milyon avro piyasa değerine sahip oyuncu, hem Josef-Gedson orta sahası için bir alternatif olarak düşünüldüğünde biçilmiş bir kaftan hem de olası satışından para kazanılacak ve kâr elde edilebilecek bir isim. Özellikle Pjanic’in sezon sonu takımdan ayrılacak olması, Oğuzhan’ın süregelen düşüşü, Salih Uçan’ın Beşiktaş orta sahasına uyum sağlayamamış olması ve Atiba’nın yaşı düşünüldüğünde Xeka bonservissiz bir şekilde yatırım yapılabilir bir isim olarak gözüküyor.

Quaresma deyince akla trivela, rabona ve yaptığı birçok estetik hareket geldiği kadar Almeida’ya, Gomez’e, Cenk’e, Talisca’ya, Babel’e ve Negredo’ya attırdığı kafa golleri ile tabii ki adrese teslim ortaları da gelmektedir. Quaresma şu sıralarda bu enfes adrese teslim ortalarını Vitoria Guimaraes santraforları için açıyor ve onlardan en dikkat çekici olanı, bir dönem Denizlispor formasıyla ülkemizde de forma giymiş olan OSCAR ESTUPINAN!

Bir dönemin Beşiktaş santraforları Almeida ve Negredo gibi sol ayaklı bir golcü olan Oscar Estupinan, Eylül 1996’da Kolombiya’nın Santiago de Cali şehrinde dünyaya gelmiştir. 1.82 boyundaki forvet oyuncusu 2017’den beridir Vitoria Guimaraes oyuncusudur. Futbola Once Caldas takımında başlayan Estupinan, altyapısından yetiştiği takımın tüm alt yaş kategorilerinde forma giymiş ve Temmuz 2017’de 2 milyon avro bedelle Vitoria Guimaraes’in yolunu tutmuştur. Portekiz temsilcisindeki ilk döneminde 41 maçta 13 gol, 7 asist üreten Kolombiyalı forvet, 2018/2019 sezonunun devre arasında Ekvador temsilcisi Barcelona SC Guayaquil’e kiralanmıştır. Ekvador’daki yarım sezonunda 13 maçta görev alıp 5 gol, 1 asist üreten Estupinan, yaz transfer sezonunda ise idolü Hugo Rodallega ile birlikte forma giyebileceği Denizlispor’a kiralanmıştır. 25 yaşındaki golcü oyuncu Denizlispor ile çıktığı 28’i Süper Lig, 5’i Türkiye Kupası olmak üzere toplam 33 maçta 1462 dakika görev alıp 14 gol kaydetmiştir. Nispeten kötü ve küme düşmeme mücadelesi veren bir Denizlispor’da oynamasına rağmen, Estupinan’ın sergilediği bu etkileyici performans Guimaraes yetkililerinin dikkatini çekmiş ve 1,5 sezondur kiraladıkları golcülerini yeniden takımda değerlendirme kararı almışlardır. 2020 yazında Türkiye’den bir başka yıldız oyuncu Ricardo Quaresma ile birlikte takıma katılan Estupinan, Portekiz temsilcisindeki ikinci döneminde ise 51 maçta forma giyip 22 gol, 4 asistlik üstün bir performans sergilemektedir. Kariyerinin özellikle son üç sezonunda çıkışta olan Kolombiyalı golcü bu zamana dek çıktığı 159 resmi maçta ise 59 gol atıp 13 asist yapmıştır. Kolombiyalı forvet sol ayağıyla çektiği şutlarla, kafa vuruşlarıyla, savunma arkasına yaptığı koşularla golün neredeyse her türlüsü atabilen saf bir yetenek. Ayrıca güçlü fiziği ve top saklayabilme kabiliyetiyle oyun içinde dönem dönem sırtı dönük oynayarak stoperleri sırtında taşıyıp, kanat forvetlere boş alanlar ve gol pozisyonları hazırlayabilecek tarzda bir isim. Batshuayi, Kenan ve Güven’den oldukça yüksek bir bitiriciliğe sahip olan Estupinan, Guimaraes’de Quaresma ile birlikte kurduğu etkileşimin bir benzerini Beşiktaş’ta Rachid Ghezzal ile yakalayabilir ve Ghezzal’i asist kralı yapabilir. 3.5 milyon avro piyasa değeri olan Kolombiyalı golcü de bu sezon sonu sözleşmesi biten isimlerden. Ucuz ama etkili bir yatırım olurmuş gibi gözüken Estupinan’ı Guimaraes yetkilileri takımda tutmak için elbette ellerinden geleni yapacaklardır fakat devreye girmemiz halinde hiç şansları olacağını sanmıyorum.

 

BEŞİKTAŞ – BAZILARI BÜYÜK DOĞAR (Ergun Hiçyılmaz)

Süleyman Seba’ya adanmış bir kitap…

Yazarı Sayın Ergun Hiçyılmaz’ın araştırma ve tarih türünde yazıya döktüğü bu eser Beşiktaş’ın tarihinde yer alan önemli olayları bilgi ve belgelerle ortaya koymakta, önemli kişileri ise büyük bir şükranla anmamızı sağlamaktadır. Yayın haklarının Yeni Alan Yayıncılık’a ait olduğu, genel yayın yönetmenliğini İbrahim Horuz’un, kapak tasarımını E&M’in ve iç düzenlemesini Hasan Demir’in yaptığı 333 sayfalık bu kıymetli eser, ilk olarak 2016 yılında yayınlanmış ve 2019’da 3. baskısını yapmıştır. Kitabın ilk bölümünde Beşiktaş tarihinde hem karakteri ve duruşuyla hem de gerek futbolcu gerek genel kaptan gerekse de başkan olarak yaptıklarıyla bir mihenk taşı olan Süleyman Seba’ya yer verilmiştir. Çünkü Seba demek herkes için Beşiktaş demektir. Kitabın esin kaynağı aslında her ne kadar Beşiktaş’ın ta kendisi olsa da yazar hem girizgâhında hem de arka kapak yazısında 2016 yılında alınan statsız şampiyonluğa değinerek, “Hem Stadı bitirmek ve Beşiktaş’a kavuşturmak, hem de şampiyon olmak… Bu başarıyı kulübe sağlayanlar, rakiplere ders vermekle kalmamışlar, imkansızı denemek gibi bir cesareti takdim etmişlerdir.” demiş ve dönemin yönetimini onurlandırmıştır.

Kitapta Beşiktaş’ın tarihsel süreçte Dolmabahçe ve sarayla olan bağından ilk ismi Beretiko Jimnastik Kulübü’ne, kuruluşundan adının ve renginin belirlenmesine, Balkan Savaşları’nda yer alıp şehit ve gazi olan yurtseverlerinden Atatürk ile olan ilişkisine ve hem Milli Mücadele dönemi hem de Cumhuriyet dönemindeki faaliyetlerine dek birçok noktaya değinilmiş ve geçmişteki bazı önemli olaylar hakkında Fuat Balkan, Refik Osman Top gibi önemli isimlerin hatıra defterlerinden anekdotlara yer verilmiştir. Kitabın son kısmında ise bazı Beşiktaş marşlarına, Beşiktaş’ta spor yapmış efsane olmuş bazı isimlere, kazanılan özel kupalara ve gerçekleştirilen bazı ilklere yer verilirken, tarihin tozlu sayfalarında yerini alan birçok önemli siyah beyaz fotoğrafla da okurun yüzünü gülümseten ve onu bir nebze geçmişe götüren nostaljik bir son hazırlanmıştır.

Beşiktaş tarihi açısından önemli, kıymetli, okunmaya ve kütüphanede bulundurmaya değer bulduğum bu kitabı her bir Beşiktaşlının edinmesi dileğiyle…

Uğur KARAHAN, Nisan 2022

Beşiktaş Gelişim Grubu & Beşiktaş Genel Kurul Üyesi (BJK Üye No: 33837)

 

Uğur Karahan Kimdir?

18 Mart 1994 Kayseri doğumludur. İlk ve ortaokul eğitimini Kayseri’de, lise eğitimini İzmir’de tamamlamıştır. Ailesi hala İzmir’de yaşamaktadır.

Gazi Üniversitesi Metalürji ve Malzeme Mühendisliği bölümünün lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olmuş, hâlihazırda doktora programında akademik eğitimine devam etmektedir.

Aynı zamanda 3,5 yılı aşkın bir süredir savunma sanayi sektöründe faaliyet gösteren firmaların araştırma ve geliştirme birimlerinde ARGE Mühendisi olarak çalışmaktadır. Şu anda işi gereği Düzce’de yaşamaktadır.

Doğuştan bir Beşiktaşlı olan Karahan; Mart 2021’den beridir Beşiktaş Gelişim Grubu, Haziran 2021’den beridir de Beşiktaş Jimnastik Kulübü Genel Kurul Üyesidir.

Futbolun yanı sıra diğer hobileri tiyatro, kitaplar, felsefe, psikoloji, mimarî, tarihi apartmanlar ve yeni mekânlar keşfetmektir.