Futbol İstatistikleri Işığında Futbolcu Değerlendirmeleri ve Kitap Severler için Öneriler / Mayıs 2022
Futbol İstatistikleri Işığında Futbolcu Değerlendirmeleri ve Kitap Severler için Öneriler
Merhabalar Beşiktaş Gelişim Grubu’nun sevgili üyeleri,
Nisan bültenimizde hatırlayacağınız gibi Mart ayının futbol takımımız için bir dert ayı niteliğinde geçtiğini söylemiş ve sakatlıklardan ötürü eksikliğini hissettiğimiz futbolcularımızı temel alarak sizlerle dört kıymetli futbolcuyu incelemiştik. Nisan ayına ise yeni umutlarla, yeni bir teknik direktörle, yeni bir oyun anlayışı ve yeniden yapılanma planlarıyla başladık. Valérien Ismaël, bir yandan elindeki futbolcuları ve yapabilirliklerini tanımaya çalışırken bir yandan da ligin lideri Trabzonspor ile Trabzon’da nispeten zorlu bir başlangıç yapmak durumunda kaldı; fakat hem oynanan oyun ve alınan 1 puan hem de kaçan goller ve asıl kaçırılan 3 puan gelecek adına umutlarımızı daha da yeşertti. Ardından Vodafone Park’ta ligin güçlü ekiplerinden Alanyaspor’a karşı alınan dört gollü galibiyet ise Mart ayını resmen unutturdu. Fakat çok erken övgülere boğulan takım ile hoca, Giresun ve Kasımpaşa maçlarında sınıfta kaldı ve Beşiktaş’ın bu sezon kronikleşen tüm sorunları yeniden gün yüzüne çıkmaya başladı. Bu sefer de tam aksine takım ile hoca gereksiz yere olumsuz eleştirilere boğulmaya başlandı. Ben naçizane kalan dört maçın gelecek sezon devam edilmesi planlanan oyuncularla ve genç yeteneklerimizle tamamlanması gerektiğini ve bu süre zarfında herhangi bir beklentiye girilmeden sabırla beklenip gelecek sezon takım, hoca ve yönetim değerlendirmesi yapılmasının daha doğru olacağı kanaatindeyim. Bu yüzden bu yazımda bir süre önce başkanımız Sayın Ahmet Nur Çebi’nin ve sportif direktörümüz Sayın Ceyhun Kazancı’nın açıkladığı kadro ve bütçe yapılanmasını temel alarak ve yeni oyun formasyonumuza uygun olabileceğini, gelecek vadederken gelip direkt takıma katkı da verebileceğini düşündüğüm isimler üzerinden ilerleyerek sizlere değerlendirmelerimi sunacağım. İlk ismimiz özel bir genç yetenek: MILE SVILAR!

27 Ağustos 1999 doğumlu Mile Svilar Sırp kökenli bir Belçikalıdır. Avrupa’nın ikinci, Dünya’nın dördüncü büyük limanına sahip olan Belçika’daki Antwerp şehrinde dünyaya gelmiştir. Eski Yugoslav kaleci Ratko Svilar’ın oğlu olan Mile Svilar, babasının izinden giderek küçük yaşlarda Beerschot’ta kaleci olarak futbol oynamaya başlamış ve 2010’da ülkenin dev takımı Anderlecht’in altyapısına transfer olmuştur. 6 sene boyunca Anderlecht alt yaş takımlarında kalecilik yapan Svilar 17 yaşındayken yeteneği, kalecilik tekniği ve gösterdiği gelişimle Avrupa’da Chelsea, Manchester United ve Arsenal gibi devlerin scout ekiplerinin dikkatini çekmeyi başarmıştır. Babasının açıklamalarına göre İngiliz takımlarının kendisine imza attırmak istemelerine rağmen ülkesinde kendini daha çok geliştirebileceğine inandığı için Anderlecht A Takımı ile yola devam kararı almıştır. İlk senesinde 3. kaleci olmaktan öteye gidememesine rağmen Anderlecht ile Belçika Şampiyonluğu ve Belçika Süper Kupa Şampiyonluğu yaşamıştır. Ardından 2017 yazında 2,5 milyon avro bedelle dünyanın en büyük futbol akademilerinden birine sahip olan Benfica’ya transfer olmuştur. Transfer olduğu sezon takımıyla birlikte Manchester United’a karşı çıktığı Şampiyonlar Ligi maçıyla gündem olan ve o dönem adından sıkça söz ettiren Mile Svilar, 18 yaş 52 günlükken bir Şampiyonlar Ligi maçında forma giyerek Şampiyonlar Ligi’nde forma giyen en genç kaleci unvanını eski Real Madridli file bekçisi Casillas’dan devralmıştır. O maçta Benfica Manchester United’a 2-0 yenilmesine rağmen Svilar, Martial’ın penaltısını kurtarmasıyla ve Matic’in şutunda çok şanssız bir gol yemesiyle (ki direkten dönen top Svilar’ın sırtına çarparak ağlara gitmiş ve gol kendi kalesine olarak Svilar’a yazılmıştır) gündem olmuştur. Hatta maçtan sonra Belçikalı golcü Lukaku ve Matic başta olmak üzere, birçok Manchesterlı futbolcu gelip özellikle Svilar’ı tebrik ve teselli etmişlerdir.
1.89’luk genç eldiven özellikle kalesini cepheden gelen uzak veya yakın mesafeli toplara kapamasıyla ve birebirde karşı karşıya kaldığında adeta rakip oyuncu karşısında büyüyerek iyi pozisyon almasıyla ön plana çıkmaktadır. Dış görünüş olarak ince ve esnek bir fiziğe sahip olan Svilar’ın sıçrama yeteneği oldukça üst seviyededir. Genel itibariyle iyi yer tutan, çevik bir kaleci olup, ceza sahası içinde gerçekleşen yakın mesafeli pozisyonlarda reflekslerini etkili kullanabilmektedir. Ayrıca baskın olarak sağ ayağını kullanıyor olsa da sol ayağına da hâkim bir kaleci olması önemli bir avantajıdır. 23 yaşına girecek genç eldivenin 5 senelik Benfica kariyerinde, A Takımı ile 23 maçı ve 2018-2019 sezonunda olmak üzere 1 kez Portekiz Ligi Şampiyonluğu, B Takımı ile Portekiz 2. Ligi’nde 56 maçı bulunmaktadır. Svilar bu maçlarda kalesinde 93 gol görürken, 23 kez de kalesini gole kapatmıştır. Babasının izinden giderek futbola küçük yaşlarda kaleci olarak başlayan Mile Svilar, geçtiğimiz yılın Eylül ayında yeniden babasının izinden giderek Sırbistan Milli Takımı’nın kalecisi olmayı seçmiş ve Sırbistan’ın Katar’ı 4-0 yendiği dostluk maçında ilk kez milli formayı giyerek 45 dakika görev almıştır. Daha önce U15’ten U21’e dek Belçika Milli Takımı’nın tüm alt yaş kategorilerinde görev alan ve 23 kez sahaya Belçika formasıyla çıkan genç eldiveni artık Sırbistan A Milli Takım formasıyla izleyeceğiz. Güncel piyasa değeri 2 milyon avro olan Mile Svilar’ın bu sezon sonunda Benfica ile olan 5 yıllık sözleşmesi son bulacak. Adı Roma ve Anderlecht başta olmak üzere birçok İtalyan ve Belçikalı takımla anılan genç file bekçisi henüz Benfica ya da başka bir takımla sözleşme imzalamadı fakat Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası öncesinde sürekli oynayabileceği bir takımla sözleşme imzalama isteği olduğu açıktır. Ersin Destanoğlu’nun sıkça konuşulan olası bir transferi sonrasında bonservis ödenmeden gerçekleştirilecek bir Svilar transferinin hem Beşiktaş’a katkı sağlayacağı hem de Sayın Başkan ve Ceyhun Kazancı’nın belirttiği “ileride yüksek bonservis bedellerine satılabilecek oyuncu” profiline genç file bekçinin gayet uygun olacağı kanaatindeyim. Bir liman şehri çocuğu olan Svilar’ın boğazın Avrupa yakasında yaşayacağı olası bir maceranın hayali bile şimdiden oldukça ilgi çekici!
Valérien Ismaël’in oynattığı 3-4-3 sisteminde en önemli bölge stoperler; çünkü Beşiktaş henüz bu dizilişe alışık ve uygun bir takım değil. Mevcut stoperlerden hiçbirinin bu dizilişte oynayabilecek kapasiteleri olduğunu maalesef düşünmüyorum. Montero sol ayaklı ve ayaklarına hâkim bir isim fakat hava toplarında iyi değil, Vida hava toplarına hâkim fakat oyun içinde konsantrasyon kaybı yaşıyor ve çok fazla bireysel hata yapıyor. Ayrıca bu iki stoper hızlı olmadıkları gibi tek hamleli stoperler; ki bu durum üçlü savunmada oynayacak stoperler için en istenmeyen durumlardan bir tanesidir. Welinton ve o bölgede görev alan Necip ise nispeten daha çabuk stoperler fakat onlar da tek hamleliler ve bireysel hata oranları oldukça fazla. Dizilişe en uygun isim potansiyelinden ötürü Serdar Saatçi gibi gözüküyor fakat o da maalesef süre bulamıyor. Bu nedenle bu yaz transfer döneminde Beşiktaş’ın üçlü dizilişte oynayabilecek en az iki stoper transfer etmeye çalışacağını düşünüyorum. Bu yüzden de inceleyeceğimiz ikinci ismi bu profile uygun olduğunu düşündüğüm için seçtim: LUIZ FELIPE RAMOS!

22 Mart 1997’de Brezilya’da dünyaya gelen Brezilya asıllı İtalyan stoper, futbola Brezilya’nın Ituano takımının altyapısında başlamış ve 2016 yılına dek bu takım için ter dökmüştür. Genç bir stoper olmasına rağmen sert ve mücadeleci yapısıyla, güçlü fiziğiyle, cesur ve lider karakteriyle ve topla hücuma etkili çıkışlarıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Luiz Felipe, 2016 yazında İtalyan temsilcisi Lazio tarafından 750 bin avro bedelle transfer edilmiştir. Aynı dönemde tecrübe kazanması adına Serie B ekiplerinden Salernitana’ya 1 sezonluğuna kiralanmıştır. Kiralık oynadığı 2016-2017 sezonunda Salernitana ile Serie B’de 7 maça çıkan, 1 gol kaydeden ve 2 kez de sarı kart gören Luiz Felipe, 1 kez de Salernitana genç takımında forma şansı bulmuştur. Oynadığı 8 maçta 447 dakika gibi az bir süre almasına rağmen, ona yatırım yapan Laziolu yetkililerin yeteneklerine inandığı genç stoper 2017-2018 sezonundan beridir Lazio forması giymektedir. Geçtiğimiz 5 sezonda Lazio ile 1 İtalya Kupası, 2 İtalya Süper Kupası kazanma başarısı gösteren 1.87’lik stoper, bu süreçte 142 maça çıkıp 2 gol, 5 asist kaydederken 40 sarı, 1 kırmızı kart görmüştür. Rakip takımın forvet oyuncularıyla birebirde dişe diş kora kor mücadeleler vermesi ve bazen onları ürkütmek adına sert müdahalelerde bulunması nedeniyle nispeten fazla sarı kart gördüğü için eleştirilse de sinirlerine hâkim olabilmesi ve zamanlamasının iyi olup yerinde müdahaleler yapabiliyor olması onun en büyük avantajlarından biridir; ki bu sayede gördüğü sarı kartları hiçbir zaman kırmızı karta çevirmemiştir. Kariyerindeki tek kırmızı kartını ise bu sezon 16 Ekim 2021’de oynanan Inter maçının ardından galibiyet sevincini yaşamak isterken, eski takım arkadaşı olan Interli futbolcu Joaquin Correa’nın omuzlarına zıplayıp şakalaşmak istediğinde görmüştür ve haksızlığa uğradığını düşünüp karar sonrası gözyaşlarına boğulmuştur. Bu sezon Lazio’da 38 maça çıkıp istikrarlı yapısını ve sürekliliğini bir kez daha ispatlayan futbolcunun güncel piyasa değeri 18 milyon avrodur. Sezon sonu sözleşmesi sona erecek 25 yaşındaki stoperin adı Barcelona, Inter, Real Betis gibi birçok Avrupalı takımla anılıyor olsa da bu tipteki bir stoper ikna edilip Beşiktaş’a kazandırılırsa; hem hızı, hava toplarına hakimiyeti, yatarak ve ayakta müdahaleleriyle Valerien Ismael’in merkez ve sağ stoperde en güvendiği ve vazgeçemediği isim olur hem savunmada birlikte oynayacağı diğer stoperlerin azami performans vermelerini sağlar hem Serdar Saatçi gibi genç yeteneklerin gelişiminde rol model olur hem de anlatılan yapılanmaya uygun olarak istenildiği zaman yüksek bir bonservis geliriyle elden çıkarılabilir diye düşünüyorum.
Beşiktaş için bu sezon başında en çok konuşulan konulardan biri Larin’in sözleşmesinin sezon sonu bitiyor olup henüz uzatılamamış olması fakat geçen sezon Sergen Yalçın ile üst düzey bir performans sergileyip şampiyonluğa golleriyle direkt katkı vermiş olmasına rağmen Larin’in bu sezon yokları oynadığı da bir gerçek! Kanada Milli Takımı ile nispeten güçsüz rakiplere karşı olsa da bir süredir üst düzey bir performans sergiliyor olması ve ilk kez Dünya Kupası’na katılacak olmaları nedeniyle Larin kariyerinin zirvesinde fırsat transferi yapmak istiyordur diye düşünüyorum. Larin’in bu isteğini ve Beşiktaş yönetiminin bizlere anlatmaya çalıştığı bütçe disiplininden ayrılmayacağını düşündüğümde de Beşiktaş’ın sözleşme uzatma konusunda elinin zayıf olduğunu görüyorum. Fakat bence bütçe disiplininden ayrılmamak Beşiktaş’ın daha çok yararına olacaktır ve yine bence Larin takım için bir kayıp olmayacaktır diye düşünüyorum; çünkü daha yüksek miktarlar kazanacağı bir sözleşmeye imza atacak olsa da daha iyi bir takıma gidebileceğine inanmıyorum. Bu bağlamda Larin’in ve benzer durumdaki Güven’in önümüzdeki sezon kalıp kalmayacaklarının henüz belli olmaması, N’koudou’nun çok fazla sakatlık sorunu yaşıyor olması, Valérien Ismaël ile Alex Teixeira’nın sol önde değerlendirilmiş ama performansıyla buna yanıt verememiş olması Beşiktaş’ta o bölge için bir belirsizlik yaratıyor. Kalan maçlarda o bölgede değerlendirilmesini en çok istediğimiz isim ise hiç şüphe yok ki Emirhan İlkhan. 0-3 mağlup olunan Kasımpaşa maçında bir kez daha gösterdi ki Emirhan’ın o bölgede oynayan diğer isimlerden yetenek, fizik ve süreklilik açısından hiçbir eksiği yok. Bu minvalde benim de sol ön bölge için düşündüğüm, hem Emirhan ile o bölgeyi rahatlıkla domine edebileceğine hem de önemli bir geleceğe yatırım hamlesi olacağına inandığım ve sizlerin değerlendirmesine sunacağım isim ise MARVIN AYHAN OBUZ!

25 Ocak 2002 Almanya doğumlu olan Marvin futbola çok küçük yaşlarda BC Efferen akademisinde başlamış, 2009 yazında ise Köln altyapısına bedelsiz transfer olmuştur. 2009’dan 2021’e dek Köln’ün farklı alt yaş takımlarında ve 2. takımında forma giyerek 2021 yazında Köln A Takımı’na yükselmiştir. 1,82 boyundaki sağ ayaklı yetenekli futbolcunun asıl mevkii sol kanat olmasına rağmen, forvet arkası ve sağ kanat mevkilerinde de forma giydiği maçlar bulunmaktadır. Marvin, uzun süredir Köln’de oynayıp takımın tüm alt yaş kategorilerinde yetenekleri ve tekniğiyle ön plana çıktığından ötürü, henüz 20 yaşında olmasına rağmen 118 resmî maça çıkmış; 43 gol, 9 asist kaydetmiştir. Golcü bir kanat oyuncusu olan Marvin yaşına göre sıkı bir vücuda, vücuduna göre ise üstün bir dripling ve patlayıcı güç özelliğine sahiptir. Ligimizdeki savunmacıların genelde çabuk isimler olmadığı düşünüldüğünde, bu genç kanat oyuncusunun özellikleri ve oynadığı bölgede ters ayağıyla goller atıyor olması, takımımız için biçilmiş bir kaftan olarak değerlendirilmesinde yeterli olacaktır. Sürekli rakibin sağ beki ile stoperi arasındaki boşluğu zorlayan ve o boşluğu değerlendirdiğinde de genellikle kaleyi düşünüp bitiriciliğini konuşturan Türk asıllı Alman futbolcu, bu spesifik özellikleri sayesinde Alman Genç Milli Takımlarında da önemli süreler almıştır. U16 ve U17 takımlarıyla 16, U19 ve U20 takımlarıyla ise 9 maça çıkan Marvin bu maçlarda 3 gol kaydetmiştir. 2024 yazında Köln ile olan sözleşmesi bitecek olan ve 300 bin avro piyasa değerine sahip olan genç oyuncunun, Larin ve Güven sonrası, hatta seneye Alex ile N’Koudou’nun da sözleşmelerinin biteceği düşünülerek, transfer edilmesi halinde Emirhan ile senelerce o bölgeyi domine edebileceklerini düşünmekteyim.
Bu sezon 3 farklı teknik direktörle çalışan takımımızın en büyük sorununun gol atamamak olduğu net bir şekilde gözler önüne serilmiştir. Farklı dizilişler, farklı oyun anlayışları ve şablonları, forvet hattında farklı isimler denense de bu sezonki gol sorununa maalesef bir çare bulunamamıştır. Daha önceki yazılarımda ligimizin gol kralı olmaya aday yerli bir golcü olan Umut Bozok ile zamanında ligimizde de forma giyen ve attığı gollerle hem ülkemizde hem de şimdi Portekiz’de ses getiren Oscar Estupinan hakkında bilgi ve yorumlarımı sizlerle paylaşmıştım. Şimdi ise bu zamana dek hakkında yazdığım en teknik ve en yetenekli ismi sizlere sunacağım. O topla adeta dans eden tipik bir sambacı ve Beşiktaş’a gelmesi halinde büyük ihtimalle Quaresma’dan sonra izleyeceğimiz en yetenekli isim: DANILO!

Danilo Pereira, 7 Nisan 1999’da Sao Paulo’nun en tehlikeli ve varoş bölgelerinden birinde dünyaya gelmiş ve yeteneğinin belirtilerini çok erken yaşlarda göstermeye başlamıştır. Henüz 6 yaşında Portuguesa akademisine katılmış, kötü bir çevreye sahip olmasına rağmen yeteneğiyle Brezilya’daki dev kulüplerin scout ekiplerinin dikkatini çekebilmiştir. 2010’da Corinthians altyapısına transfer olan genç forvet, Şubat 2015’te Ponte Preta U17 takımına, 1 sene sonra Vasco de Gama U17 takımına ve yine 1 sene sonra Santos U20 takımına transfer olmuştur. 3 sene içerisinde Brezilya’nın farklı futbol akademilerinde gösterdiği performansla Avrupalı scoutların da dikkatini çeken sambacı, Ağustos 2017’de dünyanın en büyük futbol akademilerinden birine sahip olan Ajax’a 2 milyon avro bedelle transfer olmuştur. 3 sene boyunca Ajax’ın farklı alt yaş kategorilerinde forma şansı bulan Danilo, U19 takımında 22 maçta 16 gol, 2 asist; U21 takımında ise 51 maçta 31 gol, 6 asist kaydetmiştir. Bu önemli çıkışın ardından 2020-2021 sezonu başında Hollanda 1. Lig ekiplerinden Twente’ye kiralanan 1.74’lük golcü, burada ise 34 maçta görev alıp 17 gol, 5 asist üretmiştir. Ajax altyapısında ve Twente’de attığı goller ile Ajax A Takımı’nda kendisine bu sezon yer bulan ve hâlihazırda çıktığı 26 maçta 15 gol, 5 asist üreten sağ ayaklı müthiş yetenek, attığı gollerin %60’ından fazlasını sağ ayağıyla atmıştır. Bu sezon Şampiyonlar Ligi’nde C Grubu’nda Beşiktaş ile eşleşen Ajax’ın her iki maç kadrosunda da kendisine yer bulan 23 yaşındaki golcü, takımımıza karşı sahaya çıkma başarısı ise gösterememiştir. Penaltı ve frikik gibi duran toplardan gol atma becerisine de sahip olan Brezilyalı, genelde ise gollerini uzaktan şutlarla, ceza sahası önünde sırtı dönük alıp dönerek yaptığı vuruşlarla ve savunma arkasına yaptığı koşularla bulmuştur. Ayrıca Ricardo Quaresma’dan alışık olduğumuz akrobatik top kontrollerini, pasları ve şutları, Atiba’dan alışık olduğumuz örümcek gibi top saklama becerisini Danilo’da da görmeniz mümkündür. Her ne kadar Brezilyalı saf yetenek bir golcü olsa da Ajax akademisinde aldığı eğitimlerle o aynı zamanda hızlı, çevik, dayanıklı ve dengeli ideal bir Avrupalı golcüdür. Geliştirmesi gereken yönleri ise hem savunmada hem hücumda daha etkili olması gereken hava topları ile ceza sahası içinde daha üretken olma çabasıdır. Kısacası Danilo Pereira hem golcülük yetenekleriyle Beşiktaş’ı zirveye taşıyabilecek hem de geleceğe yatırım olarak transfer edilebilecek müthiş bir golcü. Ayrıca 4,2 milyon avro piyasa değerine sahip olan oyuncunun Ajax ile olan 5 yıllık sözleşmesinin sezon sonunda sona ereceği ve henüz herhangi bir takımla sözleşme imzalamadığı düşünülecek olursa, Beşiktaş için mükemmel bir fırsat transferi olacağı da açıktır.
UZAKTAN SEVMEK – DÜNYA FUTBOLUNDAN PORTRELER (Cem Zamur)

Dünya futbolunun endüstriyelleştiği bu dönemde okumaktan inanılmaz mutluluk duyduğum, uzaktan sevmenin kıymetini bilenlere yazılmış, futbolla ilgili Cem Zamur imzalı nostaljik ve romantik bir eser. Ulaşılamayan bir sevgiliye ya da platonik bir aşka yazılmışçasına, başka bir devrin futbol kahramanlarına yazılmış içten bir kitap. 2017’de Modus Kitap’tan çıkmış, editörlüğünü Erdem Doğan’ın, yayımcılığını Hidayet Doğan’ın, kapak ve sayfa tasarımlarını ise Nedret Akbal’ın yaptığı bu kitap, aylık bir spor dergisine yazılan futbolcu portrelerinden oluşmaktadır. Kapağında Old Trafford Stadı’ndaki bir Tottenham Hotspur maçında dizlerinin üzerine çökmüş ve elleriyle yüzünü kapatan Manchester Unitedlı efsane futbolcu George Best’e yer veren kitabın içeriğinde, Best’in yanı sıra Dasaev, Kempes, Santillana, Panenka ve bir dönem Beşiktaş’ın da teknik direktörlüğünü yapan efsane Alman futbolcu Bernd Schuster yer almaktadır. Günümüzün ve yakın geçmişimizin futbol yıldızları hakkında kariyerlerinden özel hayatlarına dek ne kadar çok şey bildiğimizi düşündüğümüzde, bu kitabın birçoğumuza ve özellikle ben de dahil olmak üzere genç nesle çok farklı bir bakış açısı katacağı kanaatindeyim. Çünkü kitabın arka kapak yazısında da belirtildiği gibi haklarında herhangi bir bilgi taneciğine ulaşabilmek için nice badireler atlatılan fakat anlatılanların doğru mu yanlış mı olduğu pek kurcalanmadan hayranlıkla dinlenildiği, başka bir devrin futbolcularına veya bir diğer tabirle süper kahramanlarına ait hikâyelerin yer aldığı bir kitap bu.
Kitaba dair en güzel anlatıyı ise, kitap için yazılan ve kitabın girişinde yer alan sunuşta kitabın yazarı Cem Zamur bizzat kendisi yapıyor:
Eskiden mahalle aralarında, o zamanının sevdiğimiz oyuncularını, maçlarını ya da gollerini köpürterek, süsleyerek ya da mitolojik bir anlatı haline getirerek aktarırdık arkadaşlarımıza. İçten içe abarttığımızı bilirdik, bir dönemin radyo spikerleri gibi: ”Öyle gol görülmezmiş”, “40 metreden öyle bir şut atılamazmış”, “başka bir kaleci, altı pastan atılan üst üste üç şutu öyle ahtapot gibi çıkaramazmış”. Hiçbiri öyle değildi tabii, yıllar sonra tekrar izlediğimiz görüntülerde de açıkça görüldüğü gibi. Ama aramızda gizli bir anlaşma varmış gibi kimse diğerinin hikâyesine inanmasa da anlattıklarını severek dinlerdi. Bu hikâyeler de onları andırıyor biraz Yalan da olsa hoşuma gidiyor, söyle misali.
Keyifle okumanız dileğiyle…
Uğur KARAHAN, Mayıs 2022